ANA MENÜ
Anasayfa
İdarecilerimiz
Müftülerimiz
Personelimiz
Cami ve Kuran Kurslarımız
Program Videolarımız
Müftülüğümüzden Haberler
Haberler
Arama
İletişim
İlmihal 1-2
İSTATİSTİKLER
OS: Windows
PHP: 5.2.17
MySQL: 5.6.33
Zaman: 12:10
Caching: Disabled
GZIP: Disabled
Üyeler: 718
Haberler: 1164
Web Bağlantıları: 0
Ziyaretçiler: 2464828
NAMAZ VAKİTLERİ
Belek Belde Konferansı PDF Yazdır E-posta
Yazar Media Station Web Center   
Tuesday, 26 April 2011

Kutlu Doğum Haftası sebebiyle, Müftülüğümüzün öncülüğünde 15 Nisan Cuma günü saat 17:00 da Belek Beldesinde yapılan konferans büyük ilgi gördü.

Müftülüğümüz, Peygamber efendimizin Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Belek merkez camiinin önünde açık alanda konferans düzenledi. Konferansa  Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Sabri Akpolat, İlçe Müftümüz Sayın Mustafa Altun, Belek Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Aslan Torun, belde de görev yapan öğretmenler, çevre belde ve köylerin imam hatipleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Programın sunuculuğunu Belek Beldesi Cami İmam Hatibi Süleyman Yıldırım yaptı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program Belek Beldesi Cami Müezzin Kayyumu Sinan Yıldırım’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti.

Açılış Konuşmasını yapan İlçe Müftümüz Mustafa Altun: “1989 yılından beri bu yıl 23.sünü kutladığımız peygamberimizin hayatından hayatımıza bir akış yolu açmaya gayret ettiğimiz bu kutlu doğum programlarının nice yıllara ulaşmasını bu vesile ile hayatımızın peygamberimizin hayatına benzemesini Allah’a ve sevgilisine dost olmamızı Cenabı Allah’tan temenni ediyorum. İnsanlık asırlar önce altıncı yedinci asırda peygamberimize onun merhametine ne kadar muhtaç idiyse bugünde en azından o kadar muhtaç. O gün bunalım içerisinde olan insanları, karanlıkta olan toplulukları, birbirini boğazlayan insanları nasıl nuru ile aydınlatıp sevgisiyle yeşertip bir dostluğa ulaştırdıysa bu gün yine aynı şekilde birbirini boğazlayan insanların peygamberin tanınmasına, peygamberin sevgisine, peygamberin merhametine alabildiğine ihtiyaçları vardır. İsmi anıldığı zaman ‘Allahümme salli ala seyidine Muhammed’ deyip elimizi yüreğimizin üstüne koyup yüreğimizdesin ey Allah’ın Rasulü demek sureti ile ona olan bağlılığımızı sevgimizi belirtirken, diğer taraftan çocuklar katlediliyorsa,  ırza tecavüz ediliyorsa, kadınlar öldürülüyorsa, komşular birbirlerinden emin değillerse, baba evladına – evlat babaya güvenmiyorsa, eşler birbirlerini kandırıyor aldatıyorlarsa o zaman sadece elimizi yüreğimize koyup salavat getirmemiz yeterli olmuyor. Diğer taraftan bilimle teknolojik gelişmelerle, zeka seviyesini daha üstün kullanılabilir bir noktaya taşımak suretiyle; biz keşmekeşlikleri ve karmaşayı önleyebiliriz diyorsak, japonyada atom bombasını üreten ve atan insanlar cahil insanlar değillerdi. Ama zekalarını çok ileri noktalarda kullandılar. Bir şey eksikti. Sevgi eksikti, merhamet eksikti. Yaşantılarında Peygamberimizden iz yoktu. O nedenle insanları yaşatmak yerine öldürmeyi amaçlıyorlardı ve öldürüyorlardı. Bu günde aynı şeyler yapılıyor.”dedi.

Konferansın konuşmacısı Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Sabri Akpolat şunları söyledi: “ Mehmet Akif merhum; sırtlanları da geçmişti beşer yırtıcılıkta, dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi diyor. Bu dize Rasulullah aleyhisselamın risaletinin tebliğ öncesi arap yarımadasındaki halini bize anlatmış. O dönem arap yarımadası böyleyken Avrupa farlı Amerika farklımı? Hayır aynı mihval üzere insanlar. Yani güçlü her zaman güçsüzün tepesinden ona eziyet etmiş. Kuranı Kerimde ilk inen ayetler de tevhit inancı vardır. Tevhit inancı cennet ve cehennemin olduğu, Allah Tealanın her şeyi bildiği ve mutlaka karşılığını mükafat ve ceza olarak verileceği inancıdır. Allahtan korkmayan bir adam her şeyi yapabilir. Önce bu anlayış verilmiş. Ardından kız çocuklarının hakları ve kadın haklarına temas edilmiş. Yetim haklarına, madur, mazlum olan herkesi korumaya yönelik emirler gelmiş. O dönem insanında şu vardı. Bir fakir zengin birisinden bir şey istediği zaman, açım bana bir şeyler ver dediği zaman cevap Allah versin olurdu. Madem seni yaratmış yarattığına göre doyursun, Allahtan iste diye alay ederlerdi. Böyle bir ortamda Allah Rasulune bir çocuk gelse bile onunla ilgilenir ihtiyacını giderirdi. O dönemdeki kız çocuklarının hali içler acısı bir durumdaydı. Kız çocuklarının diri diri gömülmesinde iki sebepten bahsedilir. Birincisi bunların bakımını sağlayamayız yani açlık korkusu, ikincisi de yarın büyür beni rezil eder. Dolayısıyla başıma iş çıkarmadan bunu ben çocukken halledeyim anlayışı idi. İnsan hakları evrensel beyannamesinin kabulü 1948 dir. Bir adamın yaşama hakkı olsun mu olmasın mı. Bir adama insan gibi muamele edelim mi etmeyelim mi bu tartışılmış. Bakınız Rasulullah Aleyhisselamın dönemi 632- 1948 kaç yıl olmuş. Halbuki 632 yılında Rasulullah Aleyhisselamın vefatından seksen gün önce yaptığı bir konuşma var. “Ey insanlar canlarınız, mallarınız, namusunuz koruma altındadır. Kadınlar size Allahın emanetidir. Onlar hakkında dikkatli olunuz.” diye emirler vermiş ve insanlık onüç asır sonra insan hakları varmış bari kabul edelim diye imza atıyorlar. Günümüzde Müslüman öldürmek bir böcek öldürmekten farksız hale gelmiş. Müslümanı adam yerine koyan yok. Çünkü başka bir din mensubu. Hangi dine mensup olursa olsun, inansın veya inanmasın insan olarak yaratılan her varlık Allah Taalanın yanında saygın bir varlıktır. İnsanlığın içersinde bulunduğu sırtlanlık bugün nükleer güç haline gelmiştir. Yedinci yüz yıldaki öldürülen insanların tamamı bugün nagazakiye atılan bomba ile öldürülen insan sayısından daha azdır. Günümüzde akıl adam öldürmek için kullanılıyor. Milyar dolarlar adam öldürmek için silah üretmede kullanılıyor. Amaç insanı nasıl öldürebilirim daha çabuk daha çok nasıl imha edebilirim. Halbuki dünyada sekizyüz milyon insan aç. Bunlardan üçyüzbini çocuk ve açlık tan ölen binlerce insan. Diğer tarafta boğazına kadar tıka basa yiyen daha sonra bunları çıkartıp tekrar yiyen insanlar. Bu gün dünyada beşyüz kişini geliri beşyüz bin kişinin gelirinden daha çok. Geliri yüksek olan ikiyüz yirmi beş insan gelirinin yüzde dördünü verse bütün dünyada ki fakirlerin tamamının bütün ihtiyaçları karşılanır. Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Bu ikiyüzyirmibeş insan gerçek anlamda Müslüman olup islamı yaşasa dünyada aç insan kalmaz. Günümüzde merhamete her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.”

Konferans sonunda dinleyicilere En güzel örnekten rahmet damlaları, Hz. Peygamberde sevgi ve merhamet, Hristiyanlık propagandası ve misyonerlik faaliyetleri isimli kitaplar hediye edildi.

 

Son Güncelleme ( Tuesday, 26 April 2011 )
 
< Önceki   Sonraki >
web tasarım
moda
web tasarım