ANA MENÜ
Anasayfa
İdarecilerimiz
Müftülerimiz
Personelimiz
Cami ve Kuran Kurslarımız
Program Videolarımız
Müftülüğümüzden Haberler
Haberler
Arama
İletişim
İlmihal 1-2
İSTATİSTİKLER
OS: Windows
PHP: 5.2.17
MySQL: 5.6.33
Zaman: 19:14
Caching: Disabled
GZIP: Disabled
Üyeler: 718
Haberler: 1164
Web Bağlantıları: 0
Ziyaretçiler: 2543468
NAMAZ VAKİTLERİ
Hz. Peygamber Çoşkusu PDF Yazdır E-posta
Yazar Media Station Web Center   
Tuesday, 19 April 2011
İlçe Müftülüğümüzün düzenlediği Kutlu Doğum Haftasının ana konferansı 16 Nisan Cumartesi günü saat 17:00 da Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yaman’ın katılımıyla İsmail Oğan stadında  yapıldı.



İsmail Oğan stadında yapılan programa Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yaman'ın yanı sıra, Kaymakam Ahmet Ümit, Belediye Başkan Vekili Ramazan Güner, Emniyet Müdürü Ali Korucu, İlçe Müftüsü Mustafa Altun, İlçe Spor Müdür Vekili ve Atatürk Anadolu Lisesi Müdürü Kemal Yıldırım, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mehmet Cesur, Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri, Din Görevlileri ve vatandaşlar katıldı.

Katılımın yoğun olduğu Programın sunuculuğunu Selimiye Cami İmam Hatibi Galip Aksay yaptı. Bucakköy Narinler Mahallesi İmamı Muhammet Necati Kaban’ın okuduğu Kur’an-ı Kerimin ardından İlçe Müftümüz Mustafa Altun Açılış Konuşmasında şunları söyledi: “Efendimiz (sas) in dünyayı teşriflerinin bir yıldönümünü daha beraberce idrak ediyoruz. Kutlu Doğum Haftasında en ücra köşelerine varıncaya kadar peygamber (sas) in şefaati, şefkati ve merhameti gönüllerde farklı tecelli etmeye başladı. Sönmemesini temenni ediyorum. Günümüzde Ona o kadar çok ihtiyacımız var ki; çoluğumuzla-çocuğumuzla, öksüzümüzle-yetimimizle, okuyanımızla-avamımızla, kadınımızla-erkeğimizle o kadar çok ihtiyacımız var. Eğer Peygamberin merhameti unutulursa, bakarsınız ki Halepçe de bir bomba ile, peygamberimizin merhameti yok beş bin insan katlediliyor, Bosna da Peygamber merhametini kaldırırsanız insanların toplu mezarlarını bulursunuz. Her bir insan yırtıcı bir hayvan ismi duyduğu zaman irkilir. Birkaç gün önce haberlerde duyduk bir kurt iki kadını yaralamış biri ölmüş. Artık kurtlarda insanları parçalamaya başlamış aman kurtla karşılaşmayalım, aman sırtlanla karşılaşmayalım, yılan veya bir de kene var, ısırırsa insanları öldürüyor. Bunların hepsini hesap etsek bir asırda yırtıcı hayvanlarla boğuşup ta hayatını kaybeden insan sayısı veya keneler böcekler vasıtası ile ölen bir asırda insanların sayısı Çanakkale de şehit edilen ikiyüzelliüçbin rakamını bulur mu? Bulmaz değilmi. Demek ki, en fazla öldüren insan. Ne zaman öldürüyor, peygamberin merhameti olmadığı zaman, o peygamberin merhameti onların hayatına gönlüne yansımamışsa arkasından bakıyoruz ki ne kaplan, ne sırtlan, ne yılan, ne akrep gibi değil, hepsini arattıracak bir noktaya geliyor. Onun için bu gün Peygamberimizin merhamet eğitimine alabildiğine ihtiyacımız var. Libya da bombaların durmasını istiyorsak, Irakta çocukların anaları-babaları yanlarında olsun istiyorsak, peygamberimizin merhametine ihtiyacımız var. İnsanları öldürenler akılsız insanlar değil, cahil insanlar da değil. Bunlar bilimde, teknolojide zirve yapmış olan insanlar. Eksik olan iman, eksik olan Hz. Muhammed’in merhameti, onun merhamet eğitimi. Onun için ona her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.”   

İlçe Müftüsü Mustafa Altun'un konuşmasında sonra kürsüye davet edilen, Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yaman ise konuşmasında şunlara değindi; “Kur’an-ı Kerimde Cenabı Hak Hz. Peygamberi şahit, mübeşşir, nezir, deiyenilallah, siracenmünira gibi özelliklerle gönderdiğini ifade ediyor. Efendimiz aleyhisselam Hakka şahit olarak gönderildi. Uyarıcı olarak gönderildi. Ey insanlar sizi şöyle bir akıbet bekliyor, eğer kendinize dikkat etmez, şu şu emirleri yerine getirmez, şu şu yasaklardan uzak kalmaz kendi aranızdaki ilişkiler ağını şöyle kurmazsanız sizi şöyle bir akıbet kötü bir sonuç bekliyor diye uyarıyor. Onun yanında eğer şöyle davranırsanız da sizi çok büyük bir mükafat bekliyor diye de müjdeler veriyor. Peygamberimizin öncelikli sıfatı müjdeci olmak, sonra uyarıcı nezir olmak. Bu sıfatlar Hz Peygamberin bizzat kendi görev alanı ile ilgili sıfatlardır. Efendimizin bizler için doğrudan ilgili sıfatı ‘rahmetellilalemin’ oluşudur. Bir gazete küpürünü Hz Peygamberin hayatının örnekliğinin anlaşılması açısından sizinle paylaşmak istiyorum. Yargıtay günümüzde boşanma sebepleri ile ilgili on kusurlu hareket tespit etmiş. Kendi önüne gelen en fazla boşanma sebeplerini sıralamış. Bunlardan bazılarının tahlilini yapalım. Birincisi tarafların evini ihmal etmesi, şimdi nasıl olurda evli olan insanlar karı veya koca evini ikinci plana atarlar. Böyle bir şey olabilir mi. Ev ikinci plana atılırda; kahve, iş, Pazar, yaren arkadaş sohbeti birinci plana nasıl alınır. Hatta ev ikinci plana atılıp daha önce yaşadığı baba evi birinci plana alınabilir mi? Alınamaz. Öncelikle kişi kendi yuvası merkeze alınmalıdır ve ondan sonra diğerleri gelmelidir. Efendimize baksaydık o bize söyleyecekti. Zaten Peygamberimizin hayatına baktığımız zaman dışarıda asli görevleri biter bitmez efendimizi evinde görüyoruz ve evinde söküğünü diktiğini, evinde annelerimize yardım ettiğini, evinde eğitim faaliyetleri yaptığını görüyoruz. Yani ev onun hayatının merkezinde ve buyuruyor ki efendimiz (sas) “Sizden birinizin hanımının ağzına bir lokma uzatması onun için bir sadakadır.”  Bir başka boşanma sebebi cimrilik. Bir diğer boşanma sebebi seni seviyorum dememek. Yani düşünün ki bu bir boşanma sebebi. Hem de en fazla sebepler arasında. Efendimize soruyorlar en fazla kimi seversiniz. Hz. Peygamber eşimi en fazla seviyorum diyor, ve bu sevgisini ifade ediyor. Bir diğer boşanma sebebi kaynana baskısı. Aile büyüklerinin gençlerin iç işlerine karışmaları. Burada ki örneğimiz de yine Rasulullah aleyhisselam. Kızı Hz. Fatıma amcasının oğlu Hz Ali ile evli. Bir gün aralarında tartışma çıkar. Hz. Ali çeker gider. O gün de Hz. Peygamber kızını ziyarete gelir. Ali’yi sorar. Fatıma’da olanları anlatır. Peygamberimiz dışarı çıkar Hz. Ali’yi sorar mescide olduğunu öğrenir. Bakar mescit de kumun üzerinde uzanmış yatıyor. Efendiniz esprili bir şekilde kalk ey Ebu Turab, kalk ey toprağa kuma bulanmış kişi der. Ne kızına, ne Hz. Ali’ye suç kimde, neden kavga ettiniz, neden böyle oldu gibi hiçbir şey sormuyor. Burada Peygamberimizin davranışında problemi irdelemeyi, tecessüsü, kızmayı görmüyoruz. Aksine örtme var, karı koca arasını birleştirme var. Bir daha böyle yapma, sen böyle yapmışsın gibi yüze vurmak yok. Efendimizin Rahmet pınarının nasıl yansıdığını açık bir şekilde görüyoruz. Peygamberimizin bu tür davranışı sadece kendi ailesine mi, sadece insanlara mı? Hayır. Bütün alemlere rahmet efendiniz buyuruyor ki “gereksiz yere bir serçeyi öldüren kimseden, o serçe kıyamet gününde hakkını alacaktır.” Yine bir defasında kurban edeceği hayvanın yanında bıçağını bileyen birini görünce şiddetli bir şekilde “sen bu hayvanı kaç defa öldüreceksin” diye bağırıyor. Hiç kızmayan Hz. Peygamber bakınız burada şiddetli bir şekilde kızıyor. Yine Hz. Peygamberin hiç lanet okumadığını görüyoruz. Çünkü O rahmet Peygamberi, Merhamet Peygamberidir.”

Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yaman'ın konferansı sonrasında Müftü Altun tarafından, Kaymakam Ahmet Ümit, Prof. Dr. Ahmet Yaman, Belediye Başkan Vekili Ramazan Güner, Emniyet Müdürü Ali Korucu, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mehmet Cesur'a gül takdim edildi. Konferans sonunda ise dinleyicilere gül, karanfil takdim edilerek; Diyanet İşleri Başkanlığımızın yayınlarından ‘Günahlar, Tövbe ve İstiğfar', ‘En Güzel Örnekten Rahmet Damlaları’, ‘Hıristiyanlık Propagandası ve Misyonerlik Faaliyetleri' isimli kitaplar dağıtıldı ve kutlu doğum aşı ikram edildi.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme ( Saturday, 23 April 2011 )
 
< Önceki   Sonraki >
web tasarım
moda
web tasarım